Haziran, 2011 için arşiv

Hayalim

Yayınlandı: Haziran 28, 2011 / Uncategorized

Benim hep bir hayalim vardır. Ege’ de küçük bir sahil kasabasına yerleşip hayatımın sonuna kadar mutlu, huzurlu, şehrin keşmekeşinden uzak, sessiz, sakin bir şekide yaşamak.

Hepimizin doğduğumuz yerle anlaşılmaz bir bağı olduğunu düşünüyorum aynı zamanda. Mesela ben; İstanbul’ dan bir gün ayrılayım özlüyorum, gözümde tütüyor adeta sokağımız. Eminim siz de aynı duyguları yaşıyorsunuzdur, görünmez bir ip var sanki ve ipinizi biraz saldığınız zaman hemen geri çekiliyorsunuz.

Sizce de imkansız mı benim kasaba hayalim? Ufak bir tekne mesela, sonra tek tek gezmek el değmemiş koyları. Tuttuğun balığı aynı anda pişirip yemek. Nasıl da lezzetli olur taze taze. Deniz canlılarına yarenlik etmek, onlardan biri olmak.

Hele bir de sevdiğin insan yanındaysa bu macerada başka ne ister gönül. Düşünsene hayalini kurduğun küçük dünyanda ‘O kadın’ ile olmak. İşte bu be 🙂

Hepinize hayallerinde mutlu yaşamlar…

Reklamlar

Yalandan da olsa

Yayınlandı: Haziran 26, 2011 / Uncategorized

Yine onu gördüm ve yine tarifi imkansız,adına ne derseniz bilmiyorum ama o acayip duygu kalbimi sızlattı. Biliyorum ben o duyguyu diye düşündüğünüzü biliyorum…

Çok istemekle elde edememek arasındaki ironi tezahür ederken, herşeye rağmen onu kucaklayamamak, elini tutamamak, yaa orda karşında dururken ona ulaşamamak öyle bir hüzün hezeyanına ulaştırıyor ki insanı. Ve bir kez daha hüsranla güneşin karanlığa kavuşması. Sahi, gün yeniden doğarken kavuşturur mu beni sevdiğimin gülyüzüne. Ya da yine hüzün mü verecek bulutların arasından.

Umudum var evet, yarın başka olacak inanıyorum, çaresiz gözlerle bakmayın öyle. Çevirin bakışlarınızı, inanmıyorum da avutmak için söylediklerinizi. Huzur verin yeter, yalandan da olsa… Yeter…

 

Bu sabah içimde coşkuyla uyandım,

Seni görecek olmanın heyecanı sardı dört bir yanımı.

Sinekkaydı traşımı oldum,hiç yüksünmeden gömleğimi ütüledim.

Seni görecektim, jilet gibi olmalıydım.

Aylar sonra mükellef bir kahvaltı yaptım.

İstanbul trafiği hiç bu kadar eğlenceli gelmemişti,

El salladım belediye otobüsündekilere,

Manasızca baktılar suratıma, garipsediler.

Tam zamanında karşındaydım, dizlerim titredi.

Gülümsedin bana, bilmeden hiçbir şeyi.

Ve geçtin gittin yanımdan,

Halbuki ben bu an için ömrümü vermeye hazırken…

Nev’ in şarkısı geldi aklıma,

‘O senin bir anının, benim ömrün olduğunu’…

Bozcaada…

Yayınlandı: Haziran 20, 2011 / Uncategorized

Yeni bir yer görmenin mutluluğunu yaşamak, heyecanını hissetmek hayata anlam katan küçük ayrıntılardır. Yeni yerler görmek insanın ufkunu genişletir, hayatın sıkışıp kaldığımız monotonluğundan bizi kurtarır.

Bu hafta sonu işte bu heyecanı yaşadım.Zor bir cuma günü mesaisinden sonra gecesinde Bozcaada yollarına düştüm. Sevgili dostum Fatih ve onun mesai arkadaşlarıyla yorucu ama bir o kadar da keyifli yolculuktan sonra sabah saatlerinde nihai hedefimize ulaşarak otelimize yerleştik. Kısa süre sonra da  Bozcaada’ nın meşhur soğuk sularına kendimizi bıraktık. İtiraf etmeliyim ki bu yaşıma kadar yüzdüğüm en soğuk denizdi. Buna karşın berrak ve tertemiz denize hayran olmamak içten değildi. Havanın sıcaklığı ve denizin soğukluğu, zıtlıkların ahengini ortaya koyuyordu.

Deniz faslından sonra gün batımını seyretmek üzere yola çıktık. Şarap eşliğinde kızılın maviye ulaşmasını seyretmek adanın en önemli ritüellerinden biri. Yapılması gereken bir deneyimdi.

Adaya kadar gelmişken balığını yememek olmazdı tabi ki. Hafif hafif esen rüzgarla beraber denize vuran yakamozda, aslında hayatın ne kadar güzel olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz.

Ertesi gün bizi gelirken sahilde karşılayan Cenevizlilerden kaldığını sanılan kaleyi ziyaret ettik. Açıkcası manzarası muhteşemdi. Buram buram tarih kokan sokakları da arşınladıktan sonra, adanın en önemli geçim kaynağı olan üzümün izinden gittik.  Üzümün şaraba dönüşme serüvenini dinledik şarap üstadlarından.

Adaların en önemli köşelerinden olan Çınaraltı Cafe’ yi atlamamak olmaz. İster sakızlı Türk kahvesini, ister tarifi gizli, içtiğim en güzel limonatasını için ama mutlaka uğramamazlık etmeyin derim ben.

Dönüş yolunda kale feribottan bu kez sizi uğurlarken, kendinize söz veriyorsunuz bu cennet adaya tekrar gelmek için. Özlenecek ama hep anılarda tebessümle kalacak bir sevgili gibi…

Küçük Şeyler

Yayınlandı: Haziran 16, 2011 / Uncategorized

 

Küçük mutluluklardır hayatı anlamlı kılan.

Küçük bir gülümseme mesela, neşemizi hemen yerine getiren.

Küçük şeylerden mutlu olandır aslında büyük insan.

Güneşin göz kırpması, yıldızların parlamasıdır.

Ve en önemlisi bedavadır bunlar, ek ücret de talep edilmez.

Bakın çevrenize, sizedir herşey, farkına varmak kalır sadece.

Küçük bir ‘Merhaba’ ile başlayın güne, dönecektir mutlaka size.

Ve unutmayın, iyilik yapan eninde sonunda iyilik bulur…

Sevmek

Yayınlandı: Haziran 13, 2011 / Uncategorized

 

Bir keman sesine kapılıp gitmek gibidir sevmek,

Nerde duracağını bilmeden, uçsuz bucaksız yollara atmak kendini ya da.

Herşey yolunda giderken, birden herşeyin mahvolmasıdır biraz da.

Fırtınalı bir gecenin sonunda, pırıl pırıl parıldıyan bi sabaha uyanmaktır aynı zamanda.

Sevmek herşeydir, hiçbir şeyliğin içinde boğulmaktır, kaybolmaktır.

Sözsüz bir şarkıdaki tınılara gizlenmiş kelimelerdir,duyabilene…

Karda yuvarlanmaktır, ellerini açmaktır kocaman düşen kar tanelerine,

Ya da ağzınla yakalamak yağmur damlalarını…

Umutsuzluğa düştüğün anda diklenebilmek kadere,

Hatta yenebilmek kimi zaman.

Bulduğun bir ağaç altında gerine gerine yayılabilmek bir kedi gibi,

Tutabilmek elini sevdiğinin, korka korka ama cesaretle.

Onu düşünmek sadece yatağa sırtüstü yattığında.

Ve hayaller kurmak O’nlu, mutlaka O’nlu.

Sevmek, sen demek… Seni sevmek gibi…

Hayırlı Seçimler

Yayınlandı: Haziran 12, 2011 / Uncategorized

 

Hayat seçimlerden ibarettir aslında. Seçimler doğduğumuz gün başlar ve ölene kadar da aynen devam eder. Bebekken önce anne ya da baba demeyi seçeriz mesela. Mama seçeriz, hangisi hoşumuza giderse onu yeriz. Uyku saatlerimizi seçeriz, gecenin bir körü annemizi uyandırmak en büyük zevkimiz olur. Biraz daha büyüyünce tutacağımız takımı seçeriz, babanız ne kadar isterse istesin, türlü hediyeler alsın, biz yine de hoşumuza giden renkleri seçeriz. Okulumuzu seçeriz, tamam özgür irademiz devrede değildir belki bu seçimde ve etraftan etkilenme had safadadır ama olsun, yine de son seçim hakkı bizimdir. Yaşayacağım şehri seçeriz sonra, illa denizi olsun isteriz, arada iyotu içimize çekmek…

Hayat seçimlerden ibarettir ve seçimlerimiz ya çok şey kazandırır veyahut çok şey kaybettirir insana.

En önemli seçimi en sona bıraktım tabiki. Bu hayata yalnız yaşamaya gelmedik herhalde. Birlikte yaşlanacağınız, her anı doyasıya tüketeceğiniz, her zaman elinizi tutan ve onu asla bırakmayacağınız eşinizi seçersiniz. Hayatın en dramatik seçimidir bu ve o kadar özgürsünüzdür ki bu seçimde, gönlün sevdiğine kapılır gidersiniz. Tek taraflı bir seçim de değildir malesef bu. Yani seçimler arasında en çetrefilli, en uğraştırıcısıdır belki de. Seçen olduğunuz kadar seçilensinizdir de aynı zamanda.

Hayatın zigzaglı yollarında seçimleriniz yürekten olması dileğiyle.

Hayırlı seçimler…